Tarımsal Göç ve Milli Güvenlik Sorunu..
Reklam
  • Reklam

Tarımsal Göç ve Milli Güvenlik Sorunu..

Gazeteci yazar ibrahim Halil Arslan "Tarımsal Göç ve Milli Güvenlik Sorunu" nu Kaleme aldı... İşte o tespitler...

15 Ağustos 2021 - 10:59
Reklam

Önce Konya’da bir katliam haberiyle uyandık, daha sonra Çorum’da muhtarın hakaretlerine maruz kalan Güneydoğulu tarım işçilerinin isyanıyla irkildik, kadınların ve çocukların feryadıyla gözyaşlarına boğulduk. Basına yansıyan “Biz kardeşiz” gibi hamaset kokan açıklamaları dinledik.  Her yıl yollarda tarım işçilerinin içler acısı görüntülerine,  can pazarlıklarına şahit olduk. Milletvekillerinin; “Biz olay yerindeyiz” açıklamalarıyla içimize su(!) serptikleri beyanatları dinledik. Her zaman olduğu gibi yine olaylara karşı hiçbir çözüm üretmeden, “Deve kuşu” misali kafamızı hep kuma gömdük. Olaylar sonunda “Hadi dağılın mevzu kapanmıştır.” Eyyamına karşı susmaya devam…

Kafamızı kuma gömdüğümüz ve görmemezlikten geldiğimiz sürece işin çözümünü de basiretsiz, izansız, fütursuz insanlardan beklemek oldukça içler acısı bir durum olur diye düşünüyorum. Bu kadar toplumsal hadise karşısında duyarsızlığımızı, “Estonya feribotu sendromu” olarak görüyorum. Bilmeyenler için olayı kısaca şöyle özetleyelim; “Modern deniz tarihinin en büyük deniz kazası olarak bilinen Estonya feribotu kazasında yolculuk yapan Bin’e yakın kişiden, Dokuz Yüz’ü yüzme biliyordu. Ancak, çevrenin etkisi ve kaptanın güven telkiniyle, gemi hiç batmayacak gibi davranılması sonucunda, sadece Yüz Otuz kişi kurtulabildi.”  Yani bize yansıması şöyle; Toplumsal hadiseleri öteleyerek veya çözüm üretmeyerek, birilerinin güven telkiniyle, dipten gelen toplumsal huzursuzluk ve çatışmayı görmezlikten gelmekteyiz. Toplumsal şiddet ve ırkçı söylemleri, “Biz kardeşiz” hamasetinden çıkarıp, daha rasyonel çözümler üretmeliyiz. Giderek şiddetlenen ve daha da derinleşen sosyal patlamalara karşı toplumsal girdaptan boğulmadan önce tedbirlerimizi almalıyız. 

Özellikle Şanlıurfa’da yaşanan tarım işçiliği sorunu yıllarca hep gözardı edilmiş, hiçbir siyasi iktidar, muhalefet veya bürokrat, bu konunun çözümü için köklü ve çözüm odaklı adımlar maalesef atamamıştır. Bu şehirde mecburi görev yapan bürokratların görev süreleri boyunca çok ciddi adımlar atmasını beklemiyorum ancak; seçilmiş ve halkın içinden çıkan siyasi iktidarın, tarım işçiliği konusunda ciddi adımlar ve köklü çözümler üretememesini de hayretle izliyorum.

Her ne kadar bir dönemin tarım bakanı batıya göç eden Şanlıurfa’lı tarım işçileri hakkında “Bu göçten gurur duyuyorum” gibi talihsiz açıklaması olsa da; güneşin, suyun ve toprağın bu kadar güzel harmanlandığı bir coğrafyada, insanlar işsizlikten dolayı hala batıya göç ediyorsa, bu içler acısı bir durumdur. Dolayısıyla bu olumsuzlukları görüpte çözüm üretmeyen herkes bu sıkıntılardan sorumludur.

Batıda toplumsal mutabakat sağlanamadığı için çadırları yakılan, su verilmeyen, köye sokulmayan tarım işçileri artık patlama noktasına gelmiştir. Tarım işçisi olarak batıya göç eden insanların yaşadıkları sorunlar, aslında bu ülkenin Milli Güvenlik sorunu olmalıdır. Başta Tarım Bakanlığı’nın ve tarımsal kalkınma konusunda eylem planı hazırlayan bütün bürokratların, tarımsal göçün önüne geçmek için gerekli tedbirleri almalarının zamanı gelmiştir ve geçmektedir.

Bu konuda gözlemlediğimiz ve sorunlarını dinlediğimiz vatandaşların dile getirdiği sorunların başında;

  • Özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde ki hazine arazilerinin gerekli düzenlemelerin yapılmaması,
  • Mera alanlarının kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların büyük-küçük ve kümes hayvancılığına uygun hale getirilmemesi,
  • Küçük arazisi olan çiftçilerin yıllardır sulama birliklerinin vicdanına bırakılması,
  • Maliye arazilerinin toprak Ağalarına ve oy potansiyeli olan aşiretlere peşkeş çekilmesi,
  • Kendi köyünde hatta hanesinde hakarete maruz kalan köy insanlarının çözümsüzlükten ve çaresizlikten batıya göç etmesi, kalanların ise her yıl 7 aylığına (Mayıs-Kasım arası) tarım işçisi olarak Anadolu’nun farklı yerlerine tarım işçisi olarak göç etmesi,
  • Yüzlerce dönüm arazisi olmasına rağmen, tarlasındaki kuyudan Dedaş’ın keyfi elektrik politikaları yüzünden su çıkaramayan çiftçilerin sorunları,
  • Okula gidemeyen çocukların eğitim sorunları,
  • Parasını tahsil edemeyen tarım işçileri gibi başlıca sorunlar gelmektedir.

Yıllardır bu ülkede Tarım Politikaları hakkında ki eleştirilerimizi ve uyarılarımızı ısrarla tekrarlıyoruz. Eğer bu ülkede beka sorunu diye bir sorun varsa en büyük sorun tarımsal göçün ülke genelinde oluşturduğu toplumsal travmadır. Bu sorunların çözüm önerileri için acilen akademisyen sosyologlar harekete geçirilmeli, devlet yetkilileri acil eylem planları hazırlamalıdır diye düşünüyorum.

Vesselam…

YORUMLAR

  • 2 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
MÜTHİŞ BİR VİZYON BELGESİ
MÜTHİŞ BİR VİZYON BELGESİ
SURİYELİ KADIN 4 ÇOCUĞUYLA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR.
SURİYELİ KADIN 4 ÇOCUĞUYLA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR.